Güzel Kuran – Tecvid Öğrenim Platformu

10. Meddi Lazım

Bu ders 1. Seviye (Eski Müfredat) seviyesindedir. Ayetleri renkli tecvid ve sesli tilavetle (Ayman Sowaid ve Mehmet Çevik) çalışabilir, Türkçe mealini okuyabilirsiniz.

Dersteki ayetler

وَاِذَا رَاَوْهُمْ قَالُٓوا اِنَّ هٰٓؤُ𐻾لَٓاءِ لَضَٓالُّونَۙ ﴿32﴾

Mutaffifin 83:32 – Onları gördükleri zaman: “Şunlar kaçık insanlar, anormal tipler!” derlerdi.

لَمْ یَطْمِثْهُنَّ اِنْسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَٓانٌّۚ ﴿74﴾

Rahman 55:74 – Öyle güzeller ki daha önce insanlardan ve cinlerden kimse kendilerine dokunmamıştır.

وَمَا مِنْ دَٓابَّةٍ فِی الْاَرْضِ وَلَا طَٓائِرٍ یَطٖیرُ بِجَنَاحَیْهِ اِلَّٓا اُمَمٌ اَمْثَالُكُمْؕ مَا فَرَّطْنَا فِی الْكِتَابِ مِنْ شَیْءٍ ثُمَّ اِلٰى رَبِّهِمْ یُحْشَرُونَ ﴿38﴾

Enam 6:38 – Hem yerde hareket eden hiç bir canlı, kanatlarıyla uçan hiç bir kuş türü yoktur ki sizin gibi birer toplum teşkil etmesinler.Biz o kitapta hiçbir şeyi ihmal etmedik. Sonra hepsi Rab'lerinin huzuruna sevk edilip toplanacaklardır. [6,59; 16,89; 10,61; 11,6; 29,60; 34,3; 36,12]

قَالُوا لَبِثْنَا یَوْمًا اَوْ بَعْضَ یَوْمٍ فَسْـَٔلِ الْعَٓادّٖینَ ﴿113﴾

Mü'minun 23:113 – Onlar: “Bir gün veya daha da az. Ne bilelim, isterseniz bunu tam tamına aklında tutanlara sor! Zira bizim aklımız başımızdan gitmiş durumda.” diye cevap verirler.

وَحَٓاجَّهُ قَوْمُهُؕ قَالَ اَتُحَٓاجُّٓونّٖی فِی اللّٰهِ وَقَدْ هَدٰینِؕ وَلَٓا اَخَافُ مَا تُشْرِكُونَ بِهٖٓ اِلَّٓا اَنْ یَشَٓاءَ رَبّٖی شَیْـًٔاؕ وَسِعَ رَبّٖی كُلَّ شَیْءٍ عِلْمًاؕ اَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ ﴿80﴾

Enam 6:80 – halkı kendisi ile tartışmaya girişti: O dedi ki: “Allah, bana doğru yolu göstermişken, siz hâlâ benimle O'nun hakkında tartışıyor musunuz? Sizin O’na ortak saydığınız şeylerden ben hiç bir zaman korkmam. Rabbim ne dilerse o olur. Rabbimin ilmi her şeyi kapsar. Hâlâ kendinize gelip ders almayacak mısınız?”

قُلْ اَرَاَیْتُمْ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ لَكُمْ مِنْ رِزْقٍ فَجَعَلْتُمْ مِنْهُ حَرَامًا وَحَلَالًاؕ قُلْ آٰللّٰهُ اَذِنَ لَكُمْ اَمْ عَلَى اللّٰهِ تَفْتَرُونَ ﴿59﴾

Yûnus 10:59 – De ki: “Peki, Allah'ın size ihsan ettiği rızıklardan, bir kısmını helâl, bir kısmını haram yapmanıza ne dersiniz?”De ki: “Allah mı sizin böyle yapmanıza izin verdi, yoksa siz Allah’a iftira mı ediyorsunuz?”

آٰلْــٰٔنَ وَقَدْ عَصَیْتَ قَبْلُ وَكُنْتَ مِنَ الْمُفْسِدٖینَ ﴿91﴾

Yûnus 10:91 – “Şimdi mi? Halbuki bundan önce isyan etmiştin, bozgunculardan olmuştun!Biz de bugün senin bedenini denizden kurtarıp karada bir yere çıkaracağız ki senden sonra gelecek nesillere ibret olasın.”Doğrusu insanların birçoğu bizim âyetlerimizden, ibret alınacak delillerimizden gafildirler. [28,39-41]

اَلْــٰٔنَ خَفَّفَ اللّٰهُ عَنْكُمْ وَعَلِمَ اَنَّ فٖیكُمْ ضَعْفًاؕ فَاِنْ یَكُنْ مِنْكُمْ مِائَةٌ صَابِرَةٌ یَغْلِبُوا مِائَتَیْنِۚ وَاِنْ یَكُنْ مِنْكُمْ اَلْفٌ یَغْلِبُٓوا اَلْفَیْنِ بِاِذْنِ اللّٰهِؕ وَاللّٰهُ مَعَ الصَّابِرٖینَ ﴿66﴾

Enfal 8:66 – Ama şimdi Allah yükünüzü hafifletti, çünkü sizde savaşma konusunda bir zayıflık olduğunu müşahede etti.O halde sizden sabırlı yüz kişi, Allah'ın izniyle onlardan iki yüz kâfire üstün gelir ve eğer sizden bin kişi olursa, onlardan iki bin kişiye galip gelir.Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.

یٰسٓؕ ﴿1﴾

Yasin 36:1 – Yâ sîn,

الٓمٓۚ ﴿1﴾

Al-i İmran 3:1 – Elif, Lâm, Mîm.

طٰسٓمٓؕ ﴿1﴾

Şuara 26:1 – Tâ Sîn Mîm

حٰمٓ ﴿1﴾ عٓسٓقٓࣞ ﴿2﴾

Şura 42:1–2 – 1. Hâ, Mîm. 2. Ayn, Sîn, Kâf.

كٓـهٰیٰعٓصٓؕ ﴿1﴾

Meryem 19:1 – Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd.

ÖDEV

وَلَا تَكُونُوا كَالَّذٖینَ قَالُوا سَمِعْنَا وَهُمْ لَا یَسْمَعُونَ ﴿21﴾ اِنَّ شَرَّ الدَّوَٓابِّ عِنْدَ اللّٰهِ الصُّمُّ الْبُكْمُ الَّذٖینَ لَا یَعْقِلُونَ ﴿22﴾ وَلَوْ عَلِمَ اللّٰهُ فٖیهِمْ خَیْرًا لَاَسْمَعَهُمْؕ وَلَوْ اَسْمَعَهُمْ لَتَوَلَّوْا وَهُمْ مُعْرِضُونَ ﴿23﴾ یَٓا اَیُّهَا الَّذٖینَ اٰمَنُوا اسْتَجٖیبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا یُحْیٖیكُمْۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ یَحُولُ بَیْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهٖ وَاَنَّهُٓ اِلَیْهِ تُحْشَرُونَ ﴿24﴾ وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَا تُصٖیبَنَّ الَّذٖینَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَٓاصَّةًۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ شَدٖیدُ الْعِقَابِ ﴿25﴾

Enfal 8:21–25 – 21. İtaat kulağıyla işitip dinlemedikleri halde, bir de yalan atıp “işittik!” diyenler gibi olmayın. 22. Çünkü Allah katında yerde gezinen canlıların en kötüsü, o düşünmeyen sağır ve dilsizlerdir. [7,179; 2,171] 23. Şayet Allah onlarda bir hayır olduğunu bilseydi, onlara işittirirdi.Fakat onlara hak sözü işittirse bile onlar yine yüz çevirir ve döner giderlerdi. 24. Ey iman edenler! Allah ve Resulü size hayat verecek hakikatlere sizi dâvet ettiğinde ona icabet edin.Bilin ki Allah insan ile kalbi arasına girer (dilediği takdirde arzusunu gerçekleştirmesini önler) ve siz dönüp O'nun huzurunda toplanacaksınız. 25. Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden yalnız zulmedenlere dokunmakla kalmaz, hepinize şamil olur.Biliniz ki Allah'ın cezalandırması şiddetlidir.

الٓمٓۚ ﴿1﴾ اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۙ الْحَیُّ الْقَیُّومُؕ ﴿2﴾ نَزَّلَ عَلَیْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقًا لِمَا بَیْنَ یَدَیْهِ وَاَنْزَلَ التَّوْرٰیةَ وَالْاِنْجٖیلَۙ ﴿3﴾ مِنْ قَبْلُ هُدًى لِلنَّاسِ وَاَنْزَلَ الْفُرْقَانَؕ اِنَّ الَّذٖینَ كَفَرُوا بِاٰیَاتِ اللّٰهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدٖیدٌؕ وَاللّٰهُ عَزٖیزٌ ذُو انْتِقَامٍ ﴿4﴾ اِنَّ اللّٰهَ لَا یَخْفٰى عَلَیْهِ شَیْءٌ فِی الْاَرْضِ وَلَا فِی السَّمَٓاءِؕ ﴿5﴾ هُوَ الَّذٖی یُصَوِّرُكُمْ فِی الْاَرْحَامِ كَیْفَ یَشَٓاءُؕ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَزٖیزُ الْحَكٖیمُ ﴿6﴾

Al-i İmran 3:1–6 – 1. Elif, Lâm, Mîm. 2. Allah o İlâhtır ki Kendinden başka tanrı yoktur. Hay O'dur, kayyûm O’dur. [2,255] 3. Sana kitabı, gerçeğin ta kendisi ve daha önce indirilen kitapları tasdik edici olarak indiren O'dur. Bundan önce de, insanlara doğru yolu göstermek için Tevrat ve İncîl’i indirmişti. [2,41] 4. Doğruyu eğriden, hakkı batıldan ayırd eden Furkanı da indirdi. Allah'ın âyetlerini inkâr edenlere pek çetin bir azap vardır. Öyle ya, Allah daima azîzdir (mutlak galiptir, mazlumların) intikamını alır. [2,53; 5,95; 14,47; 39,37; 32,22; 43;41; 44,16] {KM, Tesniye 32,35; Mezmurlar 94,1; Yeremya 51,56} 5. Ne yerde, ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. 6. O'dur ki annelerinizin rahimlerinde size dilediği şekli verir. O’ndan başka tanrı yoktur. azîzdir, hakîmdir. (mutlak galip, tam hüküm ve hikmet sahibidir). [18,37; 22,9; 40,64; 95,4] {KM, Mezmurlar 33,15; Yeremya 1,5}

طٰسٓمٓؕ ﴿1﴾ تِلْكَ اٰیَاتُ الْكِتَابِ الْمُبٖینِ ﴿2﴾ لَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَفْسَكَ اَلَّا یَكُونُوا مُؤْمِنٖینَ ﴿3﴾ اِنْ نَشَاْ نُنَزِّلْ عَلَیْهِمْ مِنَ السَّمَٓاءِ اٰیَةً فَظَلَّتْ اَعْنَاقُهُمْ لَهَا خَاضِعٖینَ ﴿4﴾ وَمَا یَاْتٖیهِمْ مِنْ ذِكْرٍ مِنَ الرَّحْمٰنِ مُحْدَثٍ اِلَّا كَانُوا عَنْهُ مُعْرِضٖینَ ﴿5﴾ فَقَدْ كَذَّبُوا فَسَیَاْتٖیهِمْ اَنْبٰٓؤُ𐻾ا مَا كَانُوا بِهٖ یَسْتَهْزِؤُ𐻿نَ ﴿6﴾ اَوَلَمْ یَرَوْا اِلَى الْاَرْضِ كَمْ اَنْبَتْنَا فٖیهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ كَرٖیمٍ ﴿7﴾ اِنَّ فٖی ذٰلِكَ لَاٰیَةًؕ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنٖینَ ﴿8﴾ وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزٖیزُ الرَّحٖیمُࣖ ﴿9﴾

Şuara 26:1–9 – 1. Tâ Sîn Mîm 2. Şunlar gerçekleri açıklayan kitabın âyetleridir. 3. Onlar iman etmiyor diye üzüntüden nerdeyse kendini yiyip tüketeceksin. [35,8; 18,6] 4. Eğer dileseydik onlara gökten öyle bir mûcize indirirdik ki, onun karşısında ister istemez boyun bükerlerdi. 5. (Fakat Biz bunu istemedik.) O sebeple, ne zaman onlara Rahman'dan yeni bir mesaj gelse, mutlaka ona arkalarını dönüp uzaklaşırlar. [12,103; 36,30; 23,44] 6. Nitekim işte bu mesajı da yalan saydılar, ama alay edip durdukları Kur'ân’ın bildirdiği olaylar, yakında başlarına gelince, alay etmenin ne demek olduğunu anlayacaklardır. 7. Peki bunlar yeryüzüne, orada her güzel çiftten nice nebatlar yetiştirdiğimize hiç bakmıyorlar mı? 8. Elbette bunda alınacak ibret vardır; fakat onların ekserisi ibret alıp da iman etmezler. 9. Ama senin Rabbin azîz ve rahîmdir (mutlak galiptir, geniş merhamet sahibidir). [10,74]

حٰمٓ ﴿1﴾ عٓسٓقٓࣞ ﴿2﴾ كَذٰلِكَ یُوحٖٓی اِلَیْكَ وَاِلَى الَّذٖینَ مِنْ قَبْلِكَۙ اللّٰهُ الْعَزٖیزُ الْحَكٖیمُ ﴿3﴾ لَهُ مَا فِی السَّمٰوَاتِ وَمَا فِی الْاَرْضِؕ وَهُوَ الْعَلِیُّ الْعَظٖیمُ ﴿4﴾ تَكَادُ السَّمٰوَاتُ یَتَفَطَّرْنَ مِنْ فَوْقِهِنَّ وَالْمَلٰٓئِكَةُ یُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَیَسْتَغْفِرُونَ لِمَنْ فِی الْاَرْضِؕ اَلَٓا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحٖیمُ ﴿5﴾ وَالَّذٖینَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهٖٓ اَوْلِیَٓاءَ اللّٰهُ حَفٖیظٌ عَلَیْهِمْؗ وَمَٓا اَنْتَ عَلَیْهِمْ بِوَكٖیلٍ ﴿6﴾

Şura 42:1–6 – 1. Hâ, Mîm. 2. Ayn, Sîn, Kâf. 3. (O üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibi) azîz ve hakîm olan Allah, böylece sana da, senden önceki resullere de buyruklarını vahyeder. 4. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. O, yüceler yücesidir, pek büyüktür. 5. Öyle ki neredeyse gökler üstlerinden yarılacaklar.Melekler Rab'lerini överek tenzih ve takdis eder ve yerde bulunanlar için mağfiret dilerler.İyi bilin ki, gafur ve rahîm O’dur (affı, merhamet ve ihsanı pek boldur). [40,7] 6. Allah'tan başka birtakım hâmiler (veliler) edinenlere gelince, Allah onları daima gözetleyip kontrol etmektedir, sen onlar üzerinde yönetici değilsin.

كٓـهٰیٰعٓصٓؕ ﴿1﴾ ذِكْرُ رَحْمَتِ رَبِّكَ عَبْدَهُ زَكَرِیَّاۚ ﴿2﴾ اِذْ نَادٰى رَبَّهُ نِدَٓاءً خَفِیًّا ﴿3﴾ قَالَ رَبِّ اِنّٖی وَهَنَ الْعَظْمُ مِنّٖی وَاشْتَعَلَ الرَّاْسُ شَیْبًا وَلَمْ اَكُنْ بِدُعَٓائِكَ رَبِّ شَقِیًّا ﴿4﴾ وَاِنّٖی خِفْتُ الْمَوَالِیَ مِنْ وَرَٓاءٖی وَكَانَتِ امْرَاَتٖی عَاقِرًا فَهَبْ لٖی مِنْ لَدُنْكَ وَلِیًّاۚ ﴿5﴾ یَرِثُنٖی وَیَرِثُ مِنْ اٰلِ یَعْقُوبَࣗ وَاجْعَلْهُ رَبِّ رَضِیًّا ﴿6﴾

Meryem 19:1–6 – 1. Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd. 2. Bu, Senin Rabbinin, kulu Zekeriyya'ya olan lütuf ve ihsanının anlatımıdır. [3,38-41] {KM, Luka 1,5-25} 3. O Rabbine gizlice seslenip şöyle niyaz etmişti: 4. “Ya Rabbî, iyice yaşlandım, kemiklerim zayıfladı, eridi, başımdaki saçlarım ağardı, beyaz alevler gibi tutuştu. Ya Rabbî, Sana her ne için yalvardıysam, asla mahrum kalmadım.” 5. Doğrusu ben arkamdan yerime geçecek akrabamdan ötürü endişeliyim. Eşim de kısır! Bana lütf-u kereminden öyle bir vâris nasib et ki bana da, Yâkub hanedanına da vâris olsun. Onu, razı olacağın bir insan eyle ya Rabbî!” [3,38-39] 6. Doğrusu ben arkamdan yerime geçecek akrabamdan ötürü endişeliyim. Eşim de kısır! Bana lütf-u kereminden öyle bir vâris nasib et ki bana da, Yâkub hanedanına da vâris olsun. Onu, razı olacağın bir insan eyle ya Rabbî!” [3,38-39]

نٓ وَالْقَلَمِ وَمَا یَسْطُرُونَۙ ﴿1﴾ مَٓا اَنْتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍۚ ﴿2﴾ وَاِنَّ لَكَ لَاَجْرًا غَیْرَ مَمْنُونٍۚ ﴿3﴾ وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظٖیمٍ ﴿4﴾ فَسَتُبْصِرُ وَیُبْصِرُونَۙ ﴿5﴾ بِاَیِّكُمُ الْمَفْتُونُ ﴿6﴾ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَبٖیلِهٖࣕ وَهُوَ اَعْلَمُ بِالْمُهْتَدٖینَ ﴿7﴾ فَلَا تُطِعِ الْمُكَذِّبٖینَ ﴿8﴾ وَدُّوا لَوْ تُدْهِنُ فَیُدْهِنُونَ ﴿9﴾ وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَهٖینٍۙ ﴿10﴾ هَمَّازٍ مَشَّٓاءٍ بِنَمٖیمٍۙ ﴿11﴾ مَنَّاعٍ لِلْخَیْرِ مُعْتَدٍ اَثٖیمٍۙ ﴿12﴾ عُتُلٍّ بَعْدَ ذٰلِكَ زَنٖیمٍۙ ﴿13﴾ اَنْ كَانَ ذَا مَالٍ وَبَنٖینَؕ ﴿14﴾

Kalem 68:1–14 – 1. Nûn. Kalem ve ehl-i kalemin satırlara dizdikleri ve dizecekleri şeyler hakkı için: 2. Rabbinin lütfuyla, deli değilsin. 3. Hem senin ecrin, mükâfatın hiç kesilmez! [11,108; 95,6; 41,8] 4. Ve sen pek yüksek bir ahlâk üzerindesin! [33,21] 5. Yakında göreceksin, onlar da görecekler. 6. Hanginizde imiş o dertler, o delilikler. 7. Senin Rabbin şüphesiz pek iyi bilir:Allah yolundan sapanlar kimdir ve O'nun yolunu tutanlar kimdir. 8. O halde, hakkı yalan sayanların, sözlerine sakın uyma. 9. İsterler ki sen gevşeyesin de, böylece kendileri de yumuşasınlar. 10. Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, değersiz adama! O gammaz, söz gezdiren, hayrın önünü kesene, o saldırgana, günaha dadanmışa! Şerefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine âyetlerimiz okunduğunda “Bu eski insanların masalları!” diyene, yakında onun burnunu dağlayıp damga basarız. [74,11-26; 6,25; 8,31; 46,17] 11. Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, değersiz adama! O gammaz, söz gezdiren, hayrın önünü kesene, o saldırgana, günaha dadanmışa! Şerefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine âyetlerimiz okunduğunda “Bu eski insanların masalları!” diyene, yakında onun burnunu dağlayıp damga basarız. [74,11-26; 6,25; 8,31; 46,17] 12. Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, değersiz adama! O gammaz, söz gezdiren, hayrın önünü kesene, o saldırgana, günaha dadanmışa! Şerefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine âyetlerimiz okunduğunda “Bu eski insanların masalları!” diyene, yakında onun burnunu dağlayıp damga basarız. [74,11-26; 6,25; 8,31; 46,17] 13. Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, değersiz adama! O gammaz, söz gezdiren, hayrın önünü kesene, o saldırgana, günaha dadanmışa! Şerefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine âyetlerimiz okunduğunda “Bu eski insanların masalları!” diyene, yakında onun burnunu dağlayıp damga basarız. [74,11-26; 6,25; 8,31; 46,17] 14. Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, değersiz adama! O gammaz, söz gezdiren, hayrın önünü kesene, o saldırgana, günaha dadanmışa! Şerefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine âyetlerimiz okunduğunda “Bu eski insanların masalları!” diyene, yakında onun burnunu dağlayıp damga basarız. [74,11-26; 6,25; 8,31; 46,17]

Meal: Suat Yıldırım

Güzel Kuran – Renkli tecvid, sesli tilavet ve adım adım derslerle Kur'an-ı Kerim'i doğru ve güzel okumayı ücretsiz öğrenin. Herkese açık, kayıt gerekmez.