Güzel Kuran – Tecvid Öğrenim Platformu

8. Med harfleri, Med Sebepleri, Medd-i Tabîî, Zamir

Bu ders 1. Seviye (Eski Müfredat) seviyesindedir. Ayetleri renkli tecvid ve sesli tilavetle (Ayman Sowaid ve Mehmet Çevik) çalışabilir, Türkçe mealini okuyabilirsiniz.

Dersteki ayetler

MEDDİ TABİİ

وَقَالُوا كُونُوا هُودًا اَوْ نَصَارٰى تَهْتَدُواؕ قُلْ بَلْ مِلَّةَ اِبْرٰهٖیمَ حَنٖیفًاؕ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكٖینَ ﴿135﴾

Bakara 2:135 – Bir de: “Yahudi veya Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. De ki: “Biz bütün batıl dinlerden uzaklaşmış olarak İbrâhim'in dinine tâbi oluruz. O hiçbir zaman müşriklerden olmadı.”

وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الْحُبُكِۙ ﴿7﴾

Zariyat 51:7 – Yollarla, yörüngelerle dolu gök hakkı için! Siz tam bir çelişki içindesiniz.

وَاَقٖیمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَارْكَعُوا مَعَ الرَّاكِعٖینَ ﴿43﴾

Bakara 2:43 – Hem namazı tam kılın, zekâtı verin, rükû edenlerle beraber siz de namaz kılın.

فَقُلْنَا اضْرِبُوهُ بِبَعْضِهَاؕ كَذٰلِكَ یُحْيِ اللّٰهُ الْمَوْتٰى وَیُرٖیكُمْ اٰیَاتِهٖ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ ﴿73﴾

Bakara 2:73 – Bunun üzerine dedik ki: «Kestiğiniz sığırın bir parçasıyla o maktûlün cesedine vurun» (Vurulunca da o diriliverdi.) İşte Allah bunu nasıl dirilttiyse ölüleri de öyle diriltir. Aklınızı iyice kullanasınız diye âyetlerini size gösterir.

وَاَنَا اخْتَرْتُكَ فَاسْتَمِـعْ لِمَا یُوحٰى ﴿13﴾

Taha 20:13 – Peygamberliğe seçtim seni,Öyleyse iyi dinle sana vahyedileni! [7,144]

وَمَثَلُ الَّذٖینَ كَفَرُوا كَمَثَلِ الَّذٖی یَنْعِقُ بِمَا لَا یَسْمَعُ اِلَّا دُعَٓاءً وَنِدَٓاءًؕ صُمٌّ بُكْمٌ عُمْیٌ فَهُمْ لَا یَعْقِلُونَ ﴿171﴾

Bakara 2:171 – İnkârcıları hakka çağıranın durumu, tıpkı bağırıp çağırmadan başka bir şeyden anlamayan hayvanlara haykıran çobanın durumuna benzer. Onlar sağır, dilsiz ve kördürler. Bundan ötürü akıllarını kullanıp gerçeği anlayamazlar.

ZAMİR

وَكُلَّ اِنْسَانٍ اَلْزَمْنَاهُ طَٓائِرَهُ فٖی عُنُقِهٖؕ وَنُخْرِجُ لَهُ یَوْمَ الْقِیٰمَةِ كِتَابًا یَلْقٰیهُ مَنْشُورًا ﴿13﴾

Isra 17:13 – Her insanın vebalini, kendi nefsine bağladık, (her insan yaptıklarına göre muamele görür). Nitekim kıyamet günü önüne açılan bir defter çıkaracağız. [99,7-8; 52,16; 4,123; 75,12-14] [İşaya 65,6; Daniel 7,10; Vahiy 20,12}

فَاجْتَبٰیهُ رَبُّهُ فَجَعَلَهُ مِنَ الصَّالِحٖینَ ﴿50﴾

Kalem 68:50 – Ama Rabbi, kendisini seçti de onu en iyi, en has kullarından kıldı.

كُتِبَ عَلَیْهِ اَنَّهُ مَنْ تَوَلَّاهُ فَاَنَّهُ یُضِلُّهُ وَیَهْدٖیهِ اِلٰى عَذَابِ السَّعٖیرِ ﴿4﴾

Hac 22:4 – O şeytan ki alnında âdeta şöyle yazılmış: “Bu, kendisini dost edineni yoldan çıkarır ve doğru alevli ateşe sürükler”

وَاِذَا قٖیلَ لَهُ اتَّقِ اللّٰهَ اَخَذَتْهُ الْعِزَّةُ بِالْاِثْمِ فَحَسْبُهُ جَهَنَّمُؕ وَلَبِئْسَ الْمِهَادُ ﴿206﴾

Bakara 2:206 – O adama: “Allah'tan kork da fesat çıkarma!” denildiğinde, Kendini benlik ve gurur kaplar ve bu, onu daha fazla günaha sürükler. Böylesinin hakkından cehennem gelir. Gerçekten ne fena yataktır o cehennem!

وَقُرْاٰنًا فَرَقْنَاهُ لِتَقْرَاَهُ عَلَى النَّاسِ عَلٰى مُكْثٍ وَنَزَّلْنَاهُ تَنْزٖیلًا ﴿106﴾

Isra 17:106 – Hem o vahyi, insanların zihinlerine sindire sindire okuman içinzaman zaman gelen Kur'ân dersleri halinde indirdik [16,101-102; 25,32]

فَسَخَّرْنَا لَهُ الرّٖیحَ تَجْرٖی بِاَمْرِهٖ رُخَٓاءً حَیْثُ اَصَابَۙ ﴿36﴾

Sad 38:36 – Biz rüzgârı onun emrine verdik. Rüzgâr, onun emriyle istediği yere tatlı tatlı eserdi. [21,81]

وَمَنْ نُعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِی الْخَلْقِؕ اَفَلَا یَعْقِلُونَ ﴿68﴾

Yasin 36:68 – Onlardan ömrünü uzattığımız kimsenin ise, hilkatini tersyüz ederiz.Hâlâ akıllanmazlar mı?

قَالُوا ابْنُوا لَهُ بُنْیَانًا فَاَلْقُوهُ فِی الْجَحٖیمِ ﴿97﴾

Saffat 37:97 – Sonunda: “Haydin, dediler, onun için bir odun yığını hazırlayın da onu ateşin içine atın!.”

فَسَنُیَسِّرُهُ لِلْعُسْرٰىؕ ﴿10﴾ وَمَا یُغْنٖی عَنْهُ مَالُهُٓ اِذَا تَرَدّٰىؕ ﴿11﴾

Leyl 92:10–11 – 10. O en güzel kelimeyi (kelime-i tevhidi) yalan sayanı ise, en güç yola sardırırız. 11. O, aşağıya doğru yuvarlanırken malı kendisine hiç fayda etmez. [6,110]

فَاَنْجَیْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُؗ قَدَّرْنَاهَا مِنَ الْغَابِرٖینَ ﴿57﴾

Neml 27:57 – Biz onu, ailesini ve beraberinde olanları kurtardık.Yalnız eşinin geride kalıp azaba uğrayanlardan olmasını takdir etmiştik.

فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهٖٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا اقْتُلُوهُ اَوْ حَرِّقُوهُ فَاَنْجٰیهُ اللّٰهُ مِنَ النَّارِؕ اِنَّ فٖی ذٰلِكَ لَاٰیَاتٍ لِقَوْمٍ یُؤْمِنُونَ ﴿24﴾

Ankebut 29:24 – Halkının ona verdikleri cevap:“Öldürün onu!” veya “Ateşe atın!” demekten başka bir şey olmadı.Ateşe attılar ama Allah onu ateşten kurtardı.Elbette bunda iman edecek kimseler için ibretler vardır. [37,97 - 98].

ÖDEV

تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِؕ وَمَنْ یُطِـعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ یُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرٖی مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖینَ فٖیهَاؕ وَذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظٖیمُ ﴿13﴾ وَمَنْ یَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَیَتَعَدَّ حُدُودَهُ یُدْخِلْهُ نَارًا خَالِدًا فٖیهَاࣕ وَلَهُ عَذَابٌ مُهٖینٌࣖ ﴿14﴾

Nisâ 4:13–14 – 13. İşte bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah’a ve resulüne itaat ederse Allah onu, içinden ırmaklar akan cennetlere ebedî kalmak üzere yerleştirir. İşte en büyük başarı da budur. 14. Kim de Allah'a ve resulüne isyan eder ve Allah’ın sınırlarını aşarsa,Allah onu da ebedî kalmak üzere ateşe koyar. Hem onu zelil ve perişan eden bir azab vardır.

وَقَالَ لَهُمْ نَبِیُّهُمْ اِنَّ اللّٰهَ قَدْ بَعَثَ لَكُمْ طَالُوتَ مَلِكًاؕ قَالُٓوا اَنّٰى یَكُونُ لَهُ الْمُلْكُ عَلَیْنَا وَنَحْنُ اَحَقُّ بِالْمُلْكِ مِنْهُ وَلَمْ یُؤْتَ سَعَةً مِنَ الْمَالِؕ قَالَ اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰیهُ عَلَیْكُمْ وَزَادَهُ بَسْطَةً فِی الْعِلْمِ وَالْجِسْمِؕ وَاللّٰهُ یُؤْتٖی مُلْكَهُ مَنْ یَشَٓاءُؕ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَلٖیمٌ ﴿247﴾

Bakara 2:247 – Peygamberleri onlara dedi ki: “Allah size hükümdar olarak Talut'u tayin etti.” Onlar ise: “Biz hükümdarlığa ondan daha lâyık iken nasıl olur da o bize hükmedebilir ki! Üstelik servetten de nasibi fazla değil!” dediler. Peygamber şöyle cevap verdi: “Allah onu size üstün kıldı, ona geniş ilim ve sağlam bir vücut verdi. Allah hakimiyeti dilediğine verir. Allah’ın lütfu boldur, her şey gibi kabiliyet ve liyakatlari de bilir.” [KM, I Samuel 9,17; 10,27; 9,2]

وَاَوْحَیْنَٓا اِلٰٓى اُمِّ مُوسٰٓى اَنْ اَرْضِعٖیهِۚ فَاِذَا خِفْتِ عَلَیْهِ فَاَلْقٖیهِ فِی الْیَمِّ وَلَا تَخَافٖی وَلَا تَحْزَنٖیۚ اِنَّا رَٓادُّوهُ اِلَیْكِ وَجَاعِلُوهُ مِنَ الْمُرْسَلٖینَ ﴿7﴾ فَالْتَقَطَهُٓ اٰلُ فِرْعَوْنَ لِیَكُونَ لَهُمْ عَدُوًّا وَحَزَنًاؕ اِنَّ فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا كَانُوا خَاطِـٖٔینَ ﴿8﴾ وَقَالَتِ امْرَاَتُ فِرْعَوْنَ قُرَّتُ عَیْنٍ لٖی وَلَكَؕ لَا تَقْتُلُوهُࣗ عَسٰٓى اَنْ یَنْفَعَنَٓا اَوْ نَتَّخِذَهُ وَلَدًا وَهُمْ لَا یَشْعُرُونَ ﴿9﴾

Kasas 28:7–9 – 7. Bunun içindir ki Mûsâ dünyaya gelince annesine şöyle ilham ettik:“Onu bir süre emzir, şayet onun başına bir şey geleceğinden endişe edersen, ırmağa bırak, hiç endişe etme, hiç üzülme;Zira Biz onu sana kavuşturacağız ve onu resullerden yapacağız.” 8. Firavun'un ailesi onu, kendilerine ileride bir düşman ve başlarına bir dert olması için ırmakta bulup yanlarına aldılar.Doğrusu Firavun da, Haman da, askerleri de yanılıyorlardı. 9. Firavun'un hanımı onu sandıktan çıkarınca, kocasına:“Bana da, sana da neşe kaynağı olacak sevimli bir çocuk! Öldürmeyin onu, olur ki bize fayda sağlar, bakarsın biz onu evlat da ediniriz” diyordu.(Kendileri açısından, yanlış bir iş yaptıklarının) farkında değillerdi.

وَلَمَّا بَلَغَ اَشُدَّهُ وَاسْتَوٰٓى اٰتَیْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًاؕ وَكَذٰلِكَ نَجْزِی الْمُحْسِنٖینَ ﴿14﴾ وَدَخَلَ الْمَدٖینَةَ عَلٰى حٖینِ غَفْلَةٍ مِنْ اَهْلِهَا فَوَجَدَ فٖیهَا رَجُلَیْنِ یَقْتَتِلَانِؗ هٰذَا مِنْ شٖیعَتِهٖ وَهٰذَا مِنْ عَدُوِّهٖۚ فَاسْتَغَاثَهُ الَّذٖی مِنْ شٖیعَتِهٖ عَلَى الَّذٖی مِنْ عَدُوِّهٖۙ فَوَكَزَهُ مُوسٰى فَقَضٰى عَلَیْهِؗ قَالَ هٰذَا مِنْ عَمَلِ الشَّیْطَانِؕ اِنَّهُ عَدُوٌّ مُضِلٌّ مُبٖینٌ ﴿15﴾ قَالَ رَبِّ اِنّٖی ظَلَمْتُ نَفْسٖی فَاغْفِرْ لٖی فَغَفَرَ لَهُؕ اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحٖیمُ ﴿16﴾

Kasas 28:14–16 – 14. Mûsâ yiğitlik çağına erip olgunlaşınca Biz ona hikmet ve ilim verdik.Biz iyilik edenleri işte böyle mükâfâtlandırırız. 15. Mûsa, bir gün, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi.İki adamı, birbiriyle kavga eder vaziyette gördü. Onlardan biri kendi kavminden, öbürü ise düşmanının kabilesinden idi.Hemşehrisi, düşman olana karşı ondan yardım istedi. Mûsa da bir yumruk atıp onu öldürdü. Arkasından: “Bu, dedi, şeytanın işindendir, kötü bir iştir. O gerçekten saptırıcı açık bir düşmandır.” {KM, Çıkış 2,11 vd.} 16. “Ya Rabbî, ben kendime yazık ettim, affeyle beni?” dedi.Allah da onu bağışladı. Çünkü O gafurdur, rahîmdir.

وَقَالَ الَّذِی اشْتَرٰیهُ مِنْ مِصْرَ لِامْرَاَتِهٖٓ اَكْرِمٖی مَثْوٰیهُ عَسٰٓى اَنْ یَنْفَعَنَٓا اَوْ نَتَّخِذَهُ وَلَدًاؕ وَكَذٰلِكَ مَكَّنَّا لِیُوسُفَ فِی الْاَرْضِؗ وَلِنُعَلِّمَهُ مِنْ تَاْوٖیلِ الْاَحَادٖیثِؕ وَاللّٰهُ غَالِبٌ عَلٰٓى اَمْرِهٖ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا یَعْلَمُونَ ﴿21﴾ وَلَمَّا بَلَغَ اَشُدَّهُٓ اٰتَیْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًاؕ وَكَذٰلِكَ نَجْزِی الْمُحْسِنٖینَ ﴿22﴾

Yusuf 12:21–22 – 21. Mısır'da Yusuf’u satın alan vezir, hanımına: “Ona güzel bak!” dedi,“Belki bize faydası dokunur, yahut onu evlat ediniriz!” Böylece Yusuf’un o ülkede yerini sağlamlaştırdık, ona imkân verdik ve bu cümleden olarak, ona rüyaların yorumunu öğrettik.Allah Teâlâ iradesini yerine getirmekte her zaman mutlak galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler. {KM, Tekvin 10,6; Keza 39. bölüm} 22. O kemâl çağına geldiğinde kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte güzel iş yapanlara biz böyle karşılık veririz.

وَنَادَیْنَاهُ مِنْ جَانِبِ الطُّورِ الْاَیْمَنِ وَقَرَّبْنَاهُ نَجِیًّا ﴿52﴾ وَوَهَبْنَا لَهُ مِنْ رَحْمَتِنَٓا اَخَاهُ هٰرُونَ نَبِیًّا ﴿53﴾ وَاذْكُرْ فِی الْكِتَابِ اِسْمٰعٖیلَؗ اِنَّهُ كَانَ صَادِقَ الْوَعْدِ وَكَانَ رَسُولًا نَبِیًّاۚ ﴿54﴾ وَكَانَ یَاْمُرُ اَهْلَهُ بِالصَّلٰوةِ وَالزَّكٰوةِࣕ وَكَانَ عِنْدَ رَبِّهٖ مَرْضِیًّا ﴿55﴾ وَاذْكُرْ فِی الْكِتَابِ اِدْرٖیسَؗ اِنَّهُ كَانَ صِدّٖیقًا نَبِیًّاࣗ ﴿56﴾ وَرَفَعْنَاهُ مَكَانًا عَلِیًّا ﴿57﴾

Meryem 19:52–57 – 52. Hani ona Tur'un sağ tarafından seslenmiş ve özel konuşma için onu huzurumuza almıştık. [28,30] {KM, Çıkış 33,11} 53. Ve rahmet ve keremimizden, kardeşi Harun'u da nebî olarak ona ihsan etmiştik. [28,34; 20,31; 26,13] {KM, Çıkış 7,1} 54. Kitapta İsmâil'i de an. Gerçekten o, verdiği sözü yerine getiren biri idi. Resul ve nebî idi. [17,34; 61,2-3] 55. Halkına namazı ve zekâtı tavsiye ederdi. Rabbinin râzı olduğu biri idi. [20,132; 66,6] 56. Kitapta İdris'i de an. Gerçekten o da doğruluğun timsali biri idi, bir nebî idi. [21,85] {KM, Tekvin 5,24} 57. Biz onu üstün bir makama yücelttik.

İSTİSNA

كَلَّا لَئِنْ لَمْ یَنْتَهِ𐻾 لَنَسْفَعًا بِالنَّاصِیَةِۙ ﴿15﴾

Alak 96:15 – Hayır! Hayır! Olmaz böyle şey! Eğer bu tutumundan vazgeçmezse, onu perçeminden tutup cehenneme sürükleriz. Evet, o yalancı ve suçlu perçeminden tutup sürükleriz.

فَاَنْشَاْنَا لَكُمْ بِهٖ جَنَّاتٍ مِنْ نَخٖیلٍ وَاَعْنَابٍۘ لَكُمْ فٖیهَا فَوَاكِهُ𐻾 كَثٖیرَةٌ وَمِنْهَا تَاْكُلُونَۙ ﴿19﴾

Mü'minun 23:19 – O su ile sizin için hurma ve üzüm bağları yetiştiririz ki onlarda size çok faydalar vardır, onlardan yersiniz de. [16,11; 36,34-35]

قَالُوا یَا شُعَیْبُ مَا نَفْقَهُ𐻾 كَثٖیرًا مِمَّا تَقُولُ وَاِنَّا لَنَرٰیكَ فٖینَا ضَعٖیفًاۚ وَلَوْلَا رَهْطُكَ لَرَجَمْنَاكَؗ وَمَٓا اَنْتَ عَلَیْنَا بِعَزٖیزٍ ﴿91﴾

Hud 11:91 – Halkı ise “Şuayb!” dediler, “söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz, kabul etmiyoruz.Hem içimizde seni pek zayıf görüyoruz, eğer senin üç beş kişilik akraba grubunun hatırı olmasaydı seni taşa tutar linç ederdik.Bizim nazarımızda senin hiç önemin yoktur.”

یُضَاعَفْ لَهُ الْعَذَابُ یَوْمَ الْقِیٰمَةِ وَیَخْلُدْ فٖیهٖ𐻿 مُهَانًاࣗ ﴿69﴾

Furkan 25:69 – Kıyamette, o büyük duruşma gününde onun cezası katmerli olur ve azapta, zillet içinde ebedî kalır.

Meal: Suat Yıldırım

Güzel Kuran – Renkli tecvid, sesli tilavet ve adım adım derslerle Kur'an-ı Kerim'i doğru ve güzel okumayı ücretsiz öğrenin. Herkese açık, kayıt gerekmez.